Harika Sanat Sergisi, MIXER (ISTANBUL)

  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Mixer

Merhaba sevgili Çıtır okuyucuları, bugün sizlere harika bir yerden, orada yapılan çalışmalar ve bunları yapan harika, çok değerli insanlardan bahsedeceğiz.

Mixer, Beyoğlu, Karaköy’ün Kayıp Kıta Atlantisi diyebiliriz. Gerçekten bu harika çalışmalarla dolu sergiyi yeni öğrendiğim için üzülüyorum. Bu sanat sergisinde gerçekten ufkunuzu açacak ve sizi farklı düşündürecek harika çalışmalar var. Özellikle sanatçılarıyla kesinlikle konuşmanızı öneririz. Hepsi harika ve sıcakkanlı. Karaköy’de hemen Starbucks’ın yanında yer alan bu harika sergiye -1 kata inerek ulaşabilirsiniz. 4 Ağustos 2019’a kadar devam edecektir. Öncelikle bunu belirletelim.

MIXER EKİBİ

Özhan Kakış – Artist Liaison         Bengü Gün – Director        Emrah Çoban – Project Coordinator

Efendim, bu harika profesyonel ekip bizi mükemmel bir misafirperverlik ile karşıladılar. Öncellikle sergi hakkında tüm bilgileri verdiler ve yabancı kalmamamız için tüm çalışmaları sarf ettiler. Bu mükemmel yere geldiğiniz de emin olun bu harika ekibin sıcakkanlılığını iliklerinize kadar hissedeceksiniz.

ÇALIŞMALAR VE SANATÇILAR

  1. “Söz Uçar Yazı da Kalmaz”

Girdiğiniz an itibari ile sizin ilginizi çekecek ve bir müddet gözünüzü hiç kırpmadan bakacağınıza adım gibi eminiz çünkü biz öyle yaptık. Kesinlikle nasıl oluyor ya? Peki, nasıl yansıyor ki? Gibi sorular aklınızdan geçebilir. Bunu hemen eserin sahibi Hina Barlas’a sorabilirsiniz. Size sıcakkanlılığı ve harika neşesiyle anlatacağına hiç şüpheniz olmasın.

Şimdi Eserin sahibi tarafından hazırlanan çalışma hakkında yazıyı sizlerle paylaşıyoruz;

“Söz Uçar Yazı da Kalmaz isimli video çalışmasında İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin birinci maddesi yer almaktadır. Videoda, yazılmakta olan tümcenin tamamlanmasına müsaade edilmeden su tarafından çözülmeye başladığını ve en sonunda ise kelimelerin okunmayacak kadar deforme olup suyun bulandığına şahit oluyoruz.

Çalışmada, yazılı bildirgenin pratikte karşılık bulmasının olanaksızlığına işaret edilmiş ve temel ‘hakların’ somut biçimi olan ‘yazılı ifadelerin’ istikrarsız doğasına (yetersizlik-kırılganlık vs.) dikkat çekilmek istenmiş; Kelimelerin, sözlü ya da yazılı “ifadelerin dayanıksızlığını, direnemeyişini, zaman içinde “çözülüşünü” göstermek hedeflenmiştir.”

Eserin Sahibi – Hina Barlas
  • İsimsiz

Merdivenlerden inip koridora tam olarak girdiğimiz anda bu harika eser bizi kendine büyüledi adeta. Nasıl? Sorusu tekrardan aklımızda deli gibi döndü durdu. Eserin sahibi Yılmaz Bulut, bizim bu sorularımızı cevapsız bırakmadı ve harika bir şekilde anlattı. Biz de hayranlık ile izledik tabii ki.

Şimdi Eserin sahibi tarafından hazırlanan çalışma hakkında yazıyı sizlerle paylaşıyoruz;

Sanatçı çalışmalarını, sosyo-politik olaylar ve bu olaylara ait hafıza ile beraber oluşan imgeler üzerinden gerçekleştirirken, farklı disiplinler ile üretimlerine yaklaşmaktadır. Sanatçının çalışmalarında ki çıkış noktası daha çok toplumda yaşanan olaylar doğrultusunda oluşan; ölüm, travma ve yas olgusu üzerinden imgeler ile bir hatırlama, hatırlatma ve hafızaya dair bir düşünce ve üretim pratiği doğrultusundaki işleri ile izleyiciye sunmaktadır.

Sergide yer alan çalışmalarındaki yaklaşım, tıpkı bellekte olduğu gibi katmanlardan oluşmaktadır; çalışmalarında çizgi ve kullanmış olduğu malzemeler, belleğin katmanlarını temsil eden bir şekilde, üst üste katmanlar oluşturarak şekillenir.

Eserin Sahibi – Yılmaz Bulut
Instagram : @yilmazzbulut
  • Orta Doğu

Yerde hazırlanmış bu harika eser, birçok tehlikeyi atlattı diyebiliriz. Mükemmel tasarlanmış bu gizemli eser, diğer eserlerde de olduğu gibi aklımızda sorulara sebep verdi ama bunda biraz daha tahmin ile orta doğu havasını sezebildik.

Şimdi Eserin sahibi tarafından hazırlanan çalışma hakkında yazıyı sizlerle paylaşıyoruz;

Oyun oynayalım mı? Hadi aralayalım kapıları, gösterelim onlara! Hedeflerimiz ve amaçlarımız doğrultusunda bir coğrafya nasıl yok edilir!

 Kurallar:        

 -Dışarıya çıkmak yok, yasak!

 -Herkes kendi sınırları içerisinde oynayacak.

 -İstediğim zaman oyundan çıkma ve çıkarma hakkına sahibim.

 -Benim oyuncaklarımla oynayıp benim düzenimi kuracağız.

-Kuralların hepsini ben belirlerim!

 ‘’Bu öyle bir oyun ki doğuya ait olan her şeyi batı şekillendirmekte.’’

  Çalışmada şehir planı üzerinden ikilikler bir arada kullanılmıştır. Birbirine ait olmayan değerlerin, algıların bir arada empoze olmasıyla bağdaşır. Doğuya ait olmayan değerlerin, kuralların dayatılmasına ve çıkmaz bir hal aldığına işaret eder. Batının oyuncaklarıyla doğunun coğrafyasının, değerlerinin bilinçsiz bir şekilde şekillendirilmesiyle ilişkilendirilebilir. 

Eser Sahibi – Lütfullah Genç
Instagram : @thelutfu
  • Kesişim

Salonda bir diğer dikkat çeken, harika işlenmiş bu eser dört parçadan oluşuyor. Manyetik alan dolayısı ile belli noktalardan çekim yapabildik. Eser baştanbaşa bir el yapımı harikası. Düşünülüp böyle bir şeyin yaratılması, inanın bana yapılmasından daha zor. Özellikle sanatçılarıyla da konuşmanızı tavsiye ederiz. Çok sıcakkanlı ve eser hakkında en küçük noktasına kadar ayrıntıyı vermekten kaçınmıyorlar. Bu harika eseri, iki kişilik bir grup yaptı isimleri ise “Nanda”.

Şimdi Eserin sahipleri tarafından hazırlanan çalışma hakkında yazıyı sizlerle paylaşıyoruz;

Nanda, Gözde Şenakar ve Hande Özbakır’ın ortak üretimleri sonucunda oluşturulmuştur. Nanda’nın ilk dönem işleri bulunduğu veya yaşadığı alanı mimleme* ve bu alanın sınırlarına dikkat çekmek üzerinedir. Boşluk kavramı ile tanıştığı süreç Nanda’yı felsefeye felsefenin etkisi ile şeyler, varlık ve oluş üzerine yoğunlaştırmıştır. Süreç veya oluş felsefesi sanatçıların üretiminde ana tema haline gelmiştir. Özün süreç içinde ki devamlılığı doğanın kendisini vermektedir. Doğanın kendisi ise bir özdür ve kendisi de sürece tabidir*. Bu bağlam sanatçıların üretimlerine parça parça bir devamlılık olarak yansımaktadır. Sergilenen “Kesişim” Haydarpaşa garı bağlamı üzerinden kentlerin süreç içerisinde ki kesişimlerini birbirlerini yutarak büyüdüklerini ifade eder. Her bir parça süreçten bir kesit sunarken; yığıntı ve üst üste bir biniş durumu oluş kavramına da değinir. Gar ise imlenerek geçmiş kentlerin yığınların  kesişim merkezi haline gelir.

Eserin Sahipleri – (Gözde Şenakar – Hande Özbakır)
Instagram : @gozdesenakar – @ozbakirhande
  • “Son akşam yemeği’’

Bu harika eser sizlerle interaktif etkileşim sağlıyor. Gerçekten görsel sizleri, kendi etrafına çekerken aynı anda eğer kulaklığı takarsanız duyusal olarak da sanki tablo sizin bakış açınız ve siz de oradasınız gibi hissediyorsunuz. Bu harika eseri hem yapmak hem de hayal etmek gerçekten zor tebrik ederiz.

Şimdi Eserin sahibi tarafından hazırlanan çalışma hakkında yazıyı sizlerle paylaşıyoruz;

Sanatçı arşiv fotoğraflardan dengbej’leri ele alarak da vinci’nin ‘son akşam yemeği’işine atıfta bulunur.Bunu yaparken de coğrafyanın temsil olgusuna üçüncü dünya gözüyle yeniden bakmaya imkan verir.Bu ses ozanları(dengbej) ezgileriyle nesne ile imge arasındaki ,ses,gerçeklik alanlarına başvurarak imgesnin duyusal halini ele almıştır.Bu sayede izleyeci var olmuş imge ile imgenin kültürel inşasını yeniden eserle etkileşime geçerek bunu aynı zamanda duyusal olarak deneyimleme imkanı sunar. Kültür normları üzerinden dolayımlı olarak çağrışım ve yayılımlarını incelerken, anakronik olanı anti-kronolojik bağlamlara yerleştirerek ‘zamansızlık’ ve ‘tam da zamanındallık’ vurgusunu yapmaya çalışır. Ancak bir kültürün yerleştiği coğrafyanın neredeyse her hanesinde aynı biçimsel özellikleri kültür nesnelerinin olması, toplumsal belleğe yerleşmiş ortak bir beğeni ve değer yargısına gönderme yapar. O kültürün, gündelik yaşantının belirli nesnelerini biçimsel olarak ‘kendileştirmesi’ yoluyla ‘aitlik’ görülmektedir. Bu bağlamda ‘’son akşam yemeği’’ işi retinal karşılaşmalar ile duyusal sonuçlar yaratarak imge üretim furyasına katkıda bulunmaya çalışır.

Eserin Sahibi – Hüseyin Aksoy
Instagram : hsyn.aksy
  • Gelin Hamamı

Sergide dikkat çekmeyen eser yok, her adımınızda bambaşka bir olay sizi farklı bir şekil de kendi etrafına topluyor bu da onlardan birisi. Naz hanımın yapmış olduğu bu harika yaratıcı eser, gerçekten merak uyandırıyor. Sanatçının bu dünyaya nasıl daldığını biz de sizin kadar merak ediyoruz. Bu harika eseri görmeden geçmeyin deriz. Şimdi eseri bir de sahibinden dinleyelim.

Şimdi Eserin sahibi tarafından hazırlanan çalışma hakkında yazıyı sizlerle paylaşıyoruz;

Kadının istediği kişiyle istediği zaman cinsel ilişki yaşamaya hakkı vardır.Cinsel isteğini karşılamakta olan kadın toplum tarafından ötekileştiremez, sıfatlandırılamaz ve toplumun baskısı kadının hayatını kısıtlayamaz. Kadınların toplumda “evlenmeden” yaşamakta olduğu cinsel birliktelik bir mesele haline gelmekte olup geçmişten günümüze dek problem olmaya devam etmektedir. Osmanlı döneminde daha önce cinsel deneyim yaşayan kadınlar toplumun baskısından dolayı “kızlık zarı dikme” eylemi olarak kendilerine zift sürmektelerdi. Bu sebeple yapılan gelin hamamlarında ise, kadının bakire olup olmadığı bacaklarından akan ziftten anlaşılmaktaydı.

Toplum evlilik dışı cinsel deneyim yaşamış kadını tasvir edebilmek için “kadın” kelimesine “daha önce cinsel birlikteliği olmuş birey” “kız olmayan” anlamlarını yüklerken, kadını lekeleyecek daha bir çok sıfat kullanmakta.

Seks bir dürtüdür ve kimse bunu yaşadığı için herhangi bir “lekeyi” hak etmez.

Eserin Sahibi – Naz Şeker
Instagram : @nazananaz
  • Ayrı Bölge 2

Harika çizim ve gölgelendirmesiyle, kendisini etrafında toplayan bir diğer esere değiniyoruz şimdi. Gerçekten çizimler ve gölgelendirmeleri o kadar iyi ki incelemekten sıkılmayacaksınız. Özellikle vermek istediği anlam ve yaratılış amacını eserin sahibine sormaktan çekinmeyin kendisi size seve seve anlatacaktır.

Şimdi Eserin sahibi tarafından hazırlanan çalışma hakkında yazıyı sizlerle paylaşıyoruz;

Sanatçı çalışmalarında mekan,insan ve doğa ögelerini karşılaştırarak insan ve onun mekan ile olan ilişkisini bir eleştiri nesnesi haline getiriyor. Üretimlerine devam ettikçe üzerinde çalıştığı konular savaş, mevsimler, din, ile ilgili konulara uzanır.

 Doğa, başlangıçta biyolojik bir tür olan insan için, içerisinde türlü imkanları barındıran bir mekan iken, geçen zaman içerisinde maruz kalmış olduğu tahribat nedeniyle eksik kalmış, kaynakların azalıp, ihtiyaçların azalmasıyla insan kendi yıkımının sonucu ile karşı karşıya kalmıştır. Sergilenen Ayrı Bölge 2 başlıklı çalışması, bu karşı karşıya gelme durumunu, insan-mekan ilişkilerini, canlı ve cansız maddeler ile karşılaştırarak aralarındaki ilişkiyi görmemize yardımcı oluyor.

Eserin Sahibi – Soyhan Baltacı
Instagram : @soyhanbaltaci / Facebook : fb.com/ soyhan.baltaci / Twitter : @baltacisoyhan
  • Mesaj

Dijital ekrana yansıtılan bu harika çalışma, göründüğünden daha fazla anlam içeriyor. Bir ara ortam sessizleştiğinde arkadan gelen sesleri dinledik ve uzun süre baktığımız için resmen eserin içine daldık. Bu harika eser bizi 5-10 dakikalığına aldı ve götürdü.

Şimdi Eserin sahibi tarafından hazırlanan çalışma hakkında yazıyı sizlerle paylaşıyoruz;

Çalışmalarında ağırlıklı olarak doğa temsilleri ve bunların insandan yalıtılmış görüntülerini kullanan sanatçı, insanoğlunun dolaylı ya da doğrudan müdahaleleri ile tükettiği ekolojik unsurlara odaklanır. Sözü edilen müdahaleler çoğunlukla klasik resim geleneğinin hissedildiği ve fakat dijital ortamda teknolojik bir dil ile kurgulanmaktadır. Sanatçı, videolarında ya da görsel malzemesinde statik doğal ortamlarda görülen, hareketli, yer çekimsiz ve  tanımsız formlar ile insan-doğa-evren ilişkisinin tarihine ve geleceğine dair imgelemi canlandırmak ister.

“The Message” adlı çalışmada söz konusu imgelemi, sembolik ve kavramsal düzeyde mesaj ya da ileti kelimesinin anlamı ile gerçekleştirir. Sanatçı videoda kullandığı Hawai adasında turistlerin dolaylı olarak sebep olduğu türü tükenmiş Kauai kuşunun son erkek temsilcisinin dişisine çağrısının ses kaydı ile tanımsız formların hareketini bütünleştirerek, kimi zaman distopyayı ve kimi zaman ütopyayı, insanoğlunun düşü veya gerçekliği bağlamında hatırlatmaktadır.

Eser Sahibi – Doğukan Tarancı
Instagram :  @dogukan.taranci  /   Facebook :  @doğukaan tarancı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.