Avrupa’nın 3 Şahane Rotası

Seyahat etmek şüphesiz ki en büyük hobilerin başında geliyor. Hayatın rutininden çıkıp, farklı yerler, kültürler ve hayatları deneyimlemek bakış açısı ve ruh yenilenmesine ilaç gibi geliyor.
Üstelik seyahat etmenin birçok kanıtlanmış faydası da var. Karar verme kabiliyetinizin gelişmesi, stres seviyenizin azalması, kalp hastalıkları riskinin azalması, depresyon tedavisine katkısı bu faydaların başında gelmekte. Tabi en önemlisi de sizi mutlu ve enerjik bir insan haline çeviriyor. Avrupa seyahati planı yapıyorsanız mutlaka gidilmesi gereken 3 şehri sizler için araştırdık.

Paris

single_content_01_v01

Fransanın başkenti, Dünya tarihinin merkez şehri Paris görülmesi gereken büyüleyici şehirlerin başında geliyor. Simgesi Eyfel’i Pont D’Alexandre’dan izlemek, tekne ile Seine nehri turuna katılmak, dünyanın en görkemli mozaiklerini Sacre Coeur’de görmek, portrenizi sokak ressamlarına çizdirebilmenin keyfini yaşamak, dünyaca ünlü kabaresi Lido Show’a katılmak, Avrupa’nın en büyük sarayı Versailles’da büyülenmek isteyenler için harika bir Paris seyahat turu olacaktır. Paris alışverişte kozmetik ve ev eşyaları için de harika bir şehir. Ucuz ve kaliteli kıyafet alışverişinin adresi ise Le Bon Marche.
Champs-Élysées (Şantelize) şehrin en önemli caddesi. Bu cadde üzerindeki Leon de Bruxelles’in midyelerini mutlaka tadın.

single_content_01_v01

Creperie de Arts’ta krep yiyin. Kruvasanı ise Cafe de Flour’da yemeden şehir turunuzu tamamlamayın…

single_content_01_v01

Amsterdam

single_content_01_v01

Amsterdam turunuza Marken & Volendam gezisi ile başlamanızı öneririz. 200 yıldır hiç değişmemiş ahşap evleriyle ve yaşayan insanlarıyla eski balıkçı kasabası olan Marken’de yürüyüş yapabilirsiniz. Mutlaka Grand Hollande turuna katılıp Rotterdam’ı da ziyaret listenize eklemelisiniz. Görkemli, büyüleyici ve çağdaş mimarisiyle göz kamaştıran şehrin Erasmus köprüsünde yürüyün ve Plein meydanından şehri panaromik olarak görme şansını kaçırmayın.

Amsterdan dönemden yapmanız gereken belkide en önemli aktivite ise bisiklet turu olmalı. Biz demesek bile şehrin neredeyse tümünü bisiklete binerken görmek sizi de çocukluğunuza götürecektir.

single_content_01_v01

Mutlaka herhangi bir hediyelik eşya dükkanından lale soğanları satın alın. Delfts Blauw’ın porselenlerini inceleyin. Cheese & More’dan peynir, el yapımı çikolatalar ve Flemenk Drop adındaki likörü de listenize almayı unutmayın. Amsterdam’ a gelip Greenwoods’un şahane paylarından ve en meşhur ve en geleneksel Hollanda yemeği Stamppot yemeden dönmeyin.

single_content_01_v01

Brüksel

single_content_01_v01

Brüksel turunuza 9 küreden oluşan ünlü Atomium heykelini uzun uzun inceleyerek başlayabilirsiniz. Dünyanın en güzel meydanlarından Grand Place’te mutlaka birkaç dakika turlayın. Mini Europe’u incelemeyi unutmayın. Belçika Kraliyet Sarayı’nı ve Belçika Karikatür Müzesi’ni de asla es geçmeyin.
Sevdiklerinize hediye götürmek istiyorsanız, Maison Rubbrecht’ten dantel satın alabilirsiniz. Rue Antoine Dansaert’te ise keşfedilmemiş tasarımcıların parçalarını bulabilirsiniz. Brüksel’e gitmişken Avrupa’nın ilk alışveriş merkezi Galeries St. Hubert’e de uğramadan dönmeyin.

single_content_01_v01

Ne yemeliyiz dediğinizi duyar gibiyiz. Brüksel’in şahane waffle’ıyla gününüzü taçlandırabilirsiniz. Yanında da meşhur tatlısı vanilya dondurmalı Dame Blanche varsa, başka ne istersiniz ki! Delirium’da mutlaka bira içmelisiniz. Meşhur bisküvi Maison Dandoy’u tatmayı da ihmal etmeyin.

single_content_01_v01

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir